17 Mayıs 2010 Pazartesi

PATATES VE PATLICAN PÜRE



                 Bismillahirrahmanirrahim



Bir Söz
Kişinin henüz hayatta (canlı ve sağlıklı) iken servetinden bir dirhemi sadaka olarak vermesi; vefat ederken yüz dirhemi sadaka olarak dağıtmasından daha sevaplıdır vehayırlıdır.
[Hadis-i Şerif (Ebu Davud).]


MALZEMELER

2 ADET PATLICAN
3 ADET PATATES
2 ADET KIRMIZI BİBER
2 ADET YEŞİL BİBER
2 DİŞ SARIMSAK
TUZ KARABİBER KİMYON ZEYTİN YAĞI  PUL BİBER


HAZIRLANIŞI
PATLICAN PATATES VE BİBERLERİ FIRINDA KÖZLÜYORUZ
KABUKLARINI SOYUP ÇATALLA EZİYORUZ.
SARIMSAKLARI İÇİNE RENDELİYORUZ
ZEYTİN YAĞ TUZ KARABİBER KİMYON PUL BİBERİ DE EKLEYİP İYİCE PÜRE HALİNE GETİRİYORUZ.
ET YEMEKLERİNİN YANINDA AFİYETLE YİYORUZ:)




PATLICAN VE BİBER KÖZLEMESİ BİRBİRİNE ÇOK YAKIŞIR.  BU KEZ İÇİNE KÖZLENMİŞ PATATESTE EKLESEM NASIL OLUR ACEP DEDİM. GÜZEL OLDU.HERKES BEĞENDİ.


İSTENİRSE ZEYTİN YAĞI TAVADA ISITILIP, EZİLMİŞ SARIMSAK VE BAHARATLARI 1 DK KAVURUP PÜRENİN ÜZERİNE DÖKEBİLİRİZ.

14 Mayıs 2010 Cuma

LORLU POĞAÇA


                                                                      

Bir Söz
Abdullah bin Evfa anlatıyor: "Resûl-ü Ekrem'in huzurunda bulunuyorduk. Birden: - Akrabaları ile alakalarını kesenler, bugün bizimle birlikte oturmasın, buyurdular. Bunun üzerine, teyzesi ile arasında bir kırgınlık hali olan bir genç aramızdan kalktı. Hemen teyzesine gitti. Onunla görüşüp barıştı. Sonra da tekrar meclisimize geri döndü. Bunun üzerine Allah Resûlü şöyle buyurdular: - Aralarında akrabaları ile ilgisini kesen kimseler bulunan bir topluma, Allah rahmetini indirmez."
[(Esbehani)


MALZEMELER

YARIM SU BARDAĞI SÜT
YARIM SU BARDAĞI YOĞURT
YARIM SU BARDAĞI SIVI YAĞ
YARIM SU BARDAĞI SU
1 PAKET İNSTANT MAYA
1 YEMEK KAŞIĞI ŞEKER
1 TATLI KAŞIĞI TUZ
ALABİLDİĞİNCE UN

LOR MAYDONOZ
1 YUMURTA SARISI

HAZIRLANIŞI
SÜT YOĞURT SU YAĞ ŞEKER BİR KABA ALINIR.ÜZERİNE UN TUZ MAYA EKLENİP HEPSİ BERABER YOĞRULUR.UN AZAR AZAR EKLENİP YUMUAŞAK ELE YAPIŞMAYAN HAMUR YAPILIR.ÜZERİ KAPATILIP 20 DK DİNLENDİRİLİR.DİNLENEN HAMURDAN CEVİZDEN BÜYÜK PARÇALAR ALINIP YUVARLANIR.TEPSİYE DİZİLİR.
YARIM SAAT TEPSİDE MAYALANDIRILIR.ÜZERİNE YUMURTA SARISI SÜRÜP 170 DERECE DE PİŞİRİLİR.
MAYDONOZ DOĞRANIP LORLA KARIŞTIRILIR.POĞAÇALAR ILIDINTAN SONRA İKİYE KESİLİP İÇİNE LORLU HARÇTAN DOLDURULUR.AFİYETLE YENİLİR.


HAMURUN YARISINI BU ŞEKİLDE DİĞER YARISINIDA MAYDONOZ YEŞİL SOĞAN VE LOR EKLEYİP SİMİT ŞEKLİ VERDİM. İKİ HALİYLE BEĞENİLDİ:)



ASLINA BUNA SAKALLI POĞAÇA DİYORLAR GALİBA AMA HAMUR MALZEMESİ BÖYLEMİ BİLMEDİĞİM İÇİN LORLU POĞAÇA DEDİM :)))



beni ödüle layık gören arkadaşlarıma çok tşk ediyorum.

Sevgili  humeyra ve pembetatlar beni bu sweet ödüle layik görmüsler.
allah razı olsun çok mutlu oldum Cok sevindim..
Bende  herkese yolluyorum..:)


60.PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ ETKİNLİĞİ'NE


http://gelibolu17-midedenkalbe.blogspot.com/
  arkadaşıma yolluyorum kolaylıklar diliyorum

CUMA GÜNÜNÜN FAZİLETLERİ

CUMA GÜNÜ

1- Cuma, müminlerin bayramıdır. Bugün yapılan ibâdetlere en az, iki kat sevab verilir. Bugün işlenen günahlar da, iki kat yazılır.
Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(Sevablar içinde Cuma günü ve gecesinde yapılandan daha kıymetlisi, günahlar içinde de, Cuma günü ve gecesinde işlenilenden daha kötüsü yoktur.) [Ramuz]
(Cuma günü selametle geçerse, diğer günler de selametle geçer.) [İ.Gazali]
(Cuma günü, kuşlar, vahşi hayvanlar birbirine, “Selam size, bugün Cumadır” derler.) [Deylemî]
(Cuma diğer Cumaya kadar ve fazladan üç gün içinde işlenen günahlara kefaret olur. Çünkü iyi bir amel işleyene on kat sevab verilir.) [Taberânî]
(Cuma günü veya gecesi ölen, şehit olur, kabir azabından kurtulur.) [Ebu Nuaym]
(Büyük günah işlenmediği müddetçe, beş vakit namaz ile Cuma namazı, öteki Cumaya kadar aralarda işlenen günahlara kefarettir.) [Müslim]
(Ana-babanın kabrini, Cuma günleri ziyaret eden kimsenin günahları affolur, haklarını ödemiş olur.) [Tirmizî]
(Cuma günü gusleden kimsenin günahları affolur.) [Taberânî]
(Cuma günü sabah namazından önce, “Estağfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh” okuyanın, deniz köpüğü kadar da olsa, bütün günahları affolur.) [İbni Sünni]
[Böyle büyük mükâfat verilebilmesi için, o kişinin, düzgün itikada sahip olması, kul hakkını, kazaya kalan farzlarını ödemesi ve haramlardan vazgeçmesi şarttır.]
(Cuma namazından sonra, yedi defa ihlas ve muavvizeteyn [yani iki Kul euzüyü] okuyan kimseyi, Allahü teâlâ, bir hafta, kazadan, belâdan, kötü işlerden korur.) [İbni Sünni]
(Cuma günü 80 salevat getirenin, 80 yıllık günahı affolur.) [Dare Kutni]
(Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın günahları affedilir.) [İsfehani]
(Cuma namazını kılmayan kimsenin kalbi mühürlenir [iyilik yapamaz olur], gafil olur.) [Müslim]
(Allahü teâlâ, bugünden itibaren kıyamete kadar size Cuma namazını farz kıldı. Adil veya zâlim bir imam [başkan] zamanında küçümseyerek veya inkar ederek Cuma namazını terkedenin iki yakası bir araya gelmesin! Böyle bir kimse tevbe etmezse, onun namazı, zekâtı, haccı, orucu ve hiçbir ibâdeti kabul olmaz.) [İbni Mace]
(Allaha ve ahırete inanan, Cuma namazına gitsin!) [Taberânî]
(Cuma namazına giderken ayakları tozlanan kimseye Cehennem ateşi haramdır.) [Tirmizî]
2- Kendisine Cuma namazı farz olan her müslümanın alış-verişini bırakıp namaza gitmesi farzdır. Özürsüz Cumaya gitmemek haramdır. Ezan okunurken de, alış-veriş yapmak mekruhtur. Hâlbuki alış-verişin kendisi helaldir. Yani alınan mal mekruh değil, helaldir. Fakat ezan okunurken alış-veriş yapılması mekruhtur. (Dürer)
3- Seferi olana Cuma kılmak farz değildir, kılarsa farz sevabını alır. (Hindiyye)
4- Cuma namazı kılınmayan çok küçük köylerde ve kâfir ülkelerinde, cemaatle öğle namazı kılınır ve ikamet okunur.
Cumanın sahih olduğu yerlerde, öğleyi cemaatle kılmak ve ikamet okumak mekruh olur. (R.Muhtar, Fetava-i Abdurrahim)
5- Mahkumlara Cuma namazı farz değildir. Öğle namazını cemaatle kılabilirler.
6- Cuma namazı yalnız erkeklere farzdır. Bu husustaki hadis-i şeriflerden ikisi şöyle:
(Cuma namazı kılmak, köle, kadın, çocuk, hasta hariç, her müslümana farzdır.) [Hakim]
(Cumaya gelmeyen erkeklerin evlerini yıksam diye düşündüm.) [Buharî]
7- Kadınların Cuma günü, öğle namazını evlerinde kılmak için cemaatin camiden çıkmasını beklemeleri şart değildir. (Hidaye)
8- Cuma günü oruç tutmak müstehaptır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Cuma günü oruç tutana, on ahıret günü oruç sevabı verilir.) [Beyhekî]
Bazı âlimlere göre de yalnız Cuma günü oruç tutmak mekruhtur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Yalnız Cuma günü oruç tutmayın! Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutun.) [Buharî]
(Sünnet ve mekruh olduğu bildirilen bir işi yapmamalıdır! Bunun için Cuma günü orucu perşembe veya cumartesi ile birlikte tutmalıdir.

Allahümme salli ala seyyidina MUHAMMED..HAYIRLI CUMALAR

SALAVAT-I ŞERİFE GETİRMENİN FAZİLETİ
HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER

Allah Resulü(s.a.v.) buyuruyor:
• “Dua ile sema arasında bir engel vardır.Üzerime salavat getirilince engel açılır, DUA YERİNE ULAŞIR.”
• “Üzerime bir günde bin defa salavat getiren kimseye cennetteki makamı gösterilmedikçe ölmez.”
• “Bana en yakın olanlar, üzerime en çok salavat getirenler olacaktır.”
• “Her kim, farz namazını kıldıktan sonra bana on defa salevat okursa, Allah Teala, onun namazını kabul buyurur. Onun bu namazını Adem’e secde eden meleklerden daha üstün meleklerin makamı olan İlliyyine ulaştırır.O makamdan bir melek şöyle seslenir:
-Artık dileğin neyse dile, her dileğin yerine getirilecektir.”
• Vefatımdan sonra sizden kim bana selam gönderirse Cebrail(a.s.) gelir ve bana şöyle der:
-Ya Muhammed! Ümmetimden falan kimsenin sana selamı var.Bana karşılık ben şöyle selam alırım:
-Benden de ona selam olsun.Ayrıca onun için Allah’tan rahmet ve bereket diliyorum.”
• “Kim altından kalkamayacağı güç bir işle karşı karşıya gelirse, üzerime çok çok salavatı şerife getirsin.Çünkü Allahü Teala, üzerime getirilen salavat-ı şerife sebebi ile onun sıkıntılarını, kederlerini giderir, rızkını çoğaltır, Allah’ın yardımı ile muradına nail olur.”
• “Kıyamet gününde, katımda insanların en değerlisi, bana en çok salatü selam getirenlerdir.”

Allah Resulü(s.a.v.) buyuruyor:
• “İsmimi duyunca salavat getirmeyen insanların en cimrisidir.”
• “Adımı duyunca salavat getirmeyen, insanların en acizidir.”
• “Üzerime salavat getirmeden dağılan bir topluluk pişman olacaklardır.”
• “Adımı duyunca salavat getirmeyen, insanların en acizidir.”
• “Üzerime salavat getirmeden dağılan bir topluluk pişman olacaklardır.”
• “Adımı duyunca salavat getirmeyen, yüzü koyun sürünsün.”
• “Üç kişi yüzümü göremeyecektir.Ana babasına isyan eden, sünnetimi terk eden, üzerime salavat getirmeyen.”
• “Adımı işitip te salavat getirmeyen, sonu mutsuz kimsesizdir.”
• “Cuma günü ve geceleri üzerime yüz defa salavat getirenin Allah Teala otuzu dünyaya, yetmişi ahirete ait olmak üzere yüz hacetini kabul eder.”
• “Sırat üzerinde kalmış hurma yaprağı gibi tirtir titreyen bir adam gördüm. O anda üzerime getirdiği salavat-ı şerife gelip bu durumdan onu kurtardı.”
• “Meclislerinizi salavat ile süsleyiniz.”
• “Cuma günü üzerime seksen defa salavat getirenin seksen senelik günahı affolunur.”
• “Karşılaşan iki mü’min salavat getirerek musafaha ederlerse, geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır.”
• “Üzerime yüz defa salavat getirene, Allah(c.c.) bin defa rahmet nazarı ile bakar.İştiyakla daha fazla getiren için kıyamet gününde şefaat ve şahitlik ederim.”
• “Üzerime salavat getirirseniz, Allah ta sizin üzerinize salavat getirir.”
• “Cuma günü kim bana seksen kere salat getirirse seksen yıllık günahı bağışlanır.Kim de günde beş yüz defa bana salavat getirirse asla kimseye muhtaç olmaz.”
• “Muhammed isminin anıldığı yerde, işten kimse hemen kendine gelip baş parmağı ile yanındaki parmağını gözlerine sürüp üzerinde gezdirirse, artık o kimse hiç göz ağrısı görmez, onun gözlerine zarar gelmez.”
• “Eğer kalplerin öldüğü gün kalbinin ölmesini istemiyorsan, bir günde on defa şu ilahi isimleri oku: “Ya Hayyu ya Kayyum” Sonra hiç yorulmadan bana her gün salavat getir.”
Allah Teala buyuruyor:
-Ey Muhammed’im! Arş-ı A’la’dan yedi kat yerin altına kadar bütün mülkümü sana feda ettim.Onların hepsi benim rızamı istiyorlar.”
Hazreti Aişe(r.anha) validemiz şöyle buyuruyorlar:
“-Bir hacet gidermenin anahtarı, hacet arz etmeden önce sunulan hediyedir.” Sözlerine devam ederek: “Allah’a hamd ü senada bulunarak O’nun rızasını almış oluruz. Efendimiz(s.a.v)’e salat ve selamda bulunursak o hacetin gerçekleşmesinde, Allah katında bizlere şefaat ve yardımını sağlamış oluruz. Zira Hakk Teala Kitabı’nda şöyle buyururyor:
“Allah’a yaklaşmak için vesileler arayın.”
Salavat getirmenin fazileti hakkında İmam-ı Şarani Hazretleri şöyle buyuruyorlar:
“-Büyük veli Aliyyül Havass’ın şöyle konuştuğunu duymuştum”: “Allah’tan bir şey isteyeceğiniz zaman,Allah Resulü(s.a.v.)’in adıyla o şeyi isteyiniz ve şöyle dua ediniz”: “Ey Allah’ım! Sevgili Peygamber’in Muhammed Mustafa(s.a.v.) hürmetine senden şunu isterim.” Şeklinde dileğinizi arz ediniz. Çünkü Allah’ın bir meleği vardır ki, bu isteğinizi anında Efendimiz (s.a.v.)’e bildirir ve O’na: “Filanca kişi, şu haceti için senin Allah katında aracı olmanı istemektedir.” der. Hazreti Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in dua ve istekleri Allah Teala tarafından geri çevrilmez.”
Peygamber (s.a.v.)’e salat getirmek, aynı zamanda cennette onunla buluşup sohbet etmeyi sağlar.
Şeytan çok ibadetlere el uzatır, lakin salavatı şerifeye el uzatamaz. Çünkü Ruhaniyet-i Peygamberi, salavat-ı şerife getirilen yerde bulunur.
Hazreti Peygamber’in feyz ve ruhaniyetinden istifade etmek için mübarek salavat-ı şerifeler iştiyakla çokça okunmalıdır.Emeği az,derecesi çok yücedir.
Dileği olan bir kimse ihlaslı kalp ile Resulü Ekrem(s.a.v.)’in üzerine 1000 defa salat ü selam getirirse, Allah onun dileğini yerine getirir.




Allahümme salli ala seyyidina ve Mevlana muhammedin ve ala alihi ve ashabihi ve ehli beytihi salaten ta’dilu cemiya salevati ehli mehabbetike ve sellim ve barik ala seyyidina ve Mevlana muhammedin ve ala alihi ve ashabihi ve ehli beytihi selamen ya’dilu selamehüm*

Manası:
Allah’ım Efendimiz ve seyyidimiz Muhammed’e ve onu aline ve ashabına, Senin sevgine layık olanların getirdiği topyekün salevatlara denk olacak şekilde salat eyle ve yine Efendimiz ve seyidimiz Muhammed’e ve onun aline ve ashabına bu zatların selamları miktarınca selam eyle.

12 Mayıs 2010 Çarşamba

UN BÖREĞİ



Bir Söz


"Gerçekten siz, mallarınızla insanları (memnun etmeğe) güç getiremezsiniz. Ancak, onları güler yüz ve güzel huyunuzla kendinizden memnun bırakabilirsiniz."

[(Ebu Ya´la, Bezzar) ]







MALZEMELER

HAMUR MALZEMESİ

2 su bardağı un
yarım çay bardağı sıvı yağ
2  yemek kaşığı elma sirkesi
1 çay bardağı su
1 tatlı kaşığı tuz

İÇ MALZEMESİ

3 ADET PATATES
1 KASE LOR
YARIM DEMET MAYDONOZ
TUZ KARABİBER

ARASINA SÜRMEK İÇİN
1 ÇAY BARDAĞI SIVI YAĞ
UN

ÜZERİ İÇİN
1 YUMURTA SARISI


YAPILIŞI

HAMUR MALZEMELERİNİ KARIŞTIRIP SERT OLMAYAN BİR HAMUR YAPALIM.
ÜZERİNİ KAPATIP YARIM SAAT DİNLENDİRELİM.

PATATESLERİN KABUKLARINI SOYUP BİR KAÇ PARÇAYA BÖLÜP HAŞLAYALIM
HAŞLANAN PATATESLERİ ÇATALLA EZİP LORLA KARIŞTIRALIM MAYDONOZU İNCE İNCE DOĞRAYIP KARIŞIMA EKLEYELİM İSTEĞE GÖRE KARABİBER VE TUZ EKLEYELİM.

DİNLENEN HAMURDAN 2 BEZE YAPALIM
UN YARDIMIYLA 60 70 CM İNCE OLACAK ŞEKİLDE AÇALIM.
YUFKANIN HER TARAFINA SIVI YAĞ SÜRÜP UN SERPELİM.
YUFKANIN BİR KENARINA HARÇTAN YETERİ KADAR KOYUP RULO YAPALIM.
TEPSİYİ HAFİF YAĞLAYALIM.
BÖREKLERİ 2 YE KESİP TEPSİYE ALALIM.
YUMURTA SARISI SÜRDÜKTEN SONRA DİLİMLEYELİM.
180 DERECEDE KIZARANA KADAR PİŞİRELİM.
AFİYET OLSUN


10 Mayıs 2010 Pazartesi

ÇİKOLATA SOSLU KREM ŞANTİLİ KEK


DUNYANIN SONUNDA HIC KIMSE BIRBIRINI TANIMIYACAK ONUN ICIN HERKES BIRBIRINE IYI DAVRANSIN CUNKU BUNDAN SONRA BASKA DUNYA YOK SADECE CENNET CEHENNEM VAR





hayırlı haftalar olsun inşallah herkese..


MALZEMELER
3 YUMURTA
1 SU BARDAĞI ŞEKER
YARIM SU BARDAĞI SÜT
YARIM SU BARDAĞI SIVI YAĞ
2 SU BARDAĞI UN
2 YEMEK KAŞIĞI HAŞHAŞ
YARIM LİMON KABUĞU RENDESİ
1 PAKET KABARTMA TOZU

ÇİKOLATALI SOS
YARIM PAKET ÇIRPILMIŞ KREM ŞANTİ
1 SU BARDAĞI SÜT
3 YEMEK KAŞIĞI ŞEKER
1 TATLI KAŞIĞI UN
2 TATLI KAŞIĞI KAKAO
BİR PARÇA BİTTER ÇİKOLATA

SOSUN HAZIRLANIŞI
SÜT UN ŞEKER KAKAO KARIŞTIRILARAK PUDİNG KIVAMINDA PİŞİRİLİR.
ALTINI KAPATTIKTAN SONRA BİTTER ÇİKOLATA EKLENİP ERİTİLİR.
KARIŞTIRILARAK SOĞUTULUR.
SOĞUDUKTAN SONRA  İÇİNE KREMŞANTİ EKLENİP 2 3 DK ÇIRPILIR.


HAZIRLANIŞI
ŞEKER VE YUMURTA KÖPÜK KÖPÜK OLANA KADAR ÇIRPILIR.
SÜT YAĞ EKLENİR ÇIRPILMAYA DEVAM EDİLİR.
UN LİMON RENDESİ KABARTMA TOZU HAŞHAŞ ELEKTEN GEÇİRİLİP SIVI MALZEMEYE EKLENİR.TAHTA KAŞIKLA KARIŞTIRILIR.
YAĞLANMIŞ KALIBA DÖKÜLÜP 160 DERECEDE 30 DK PİŞİRİLİR.
ILIDIKTAN SONRA KALIPTAN ÇIKARILIP.ÜZERİNE ÇİKOLATALI SOSDAN DÖKÜLÜR.
AFİYET OLSUN..




PEYGAMBER EFENDİMİZİN ÇOCUK SEVGİSİ

İSLAMDA ÇOCUK EĞİTİMİ
 
 
EFENDİMİZİN ÇOCUK SEVGİSİ

Hz. Peygamber (s.a.v), sevgili torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i kucağına alır, okşar, öper ve severdi. Hatta namaz kılarken sevgili torunları mübarek omuzlarına çıkarlardı. O yine bir şey demezdi. Bir hadis-i şeriflerinde: "Küçük çocuğu olan, onun hatırı için çocuklaşsın".buyurmuşlardır.
Kalbinin katılığından şikâyetçi olan birine, Yetimin başını okşamayı, onları sevmeyi ve onlara ikram etmeyi öğütlemiştir.
Yine bir hadis-i şeriflerinde: Cennette ferahlık ve sevinç evi denilen öyte gösterişli bir yer vardır ki, oraya yalnız çocukları sevindirenler girebilir.buyurmuşlardır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v), hayatında hiç bir çocuğu üzmemiş ve kalbini kırmamıştır. Küçük yaşta Rasululah'a (s.a.v) hizmet etmeye başlayan Enes (r.a) diyor ki: On sene Hz. Peygamber'e hizmet ettim. Bana bir defa olsun üf demedi. İnsanların en güzel huylusuydu.Çocuklarınıza iyi bakınız! Onları güzel terbiye ediniz.
Çocuğu güzel terbiye etmek ve ona güzel bir isim vermek, evlâdın baba üzerindeki haklarındandır buyurmuştu.
Dünya ve âhiret saadetimiz için islâm ahlâkına sahip olmak ve bu kaideleri hayatımızda yaşayıp, yaşatmak gerekir. Zaten İslâm'ın gayesi, güzel ahlâkı tesis etmek değil midir




tarafından hazırlanan
İSLAM'IN IŞIĞINDA ÇOCUK EĞİTİMİ


gulayce.blogcu.com ARKADAŞIMA YOLLUYORUM.

7 Mayıs 2010 Cuma

ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMED... Müslüman kadının giyim şekli nasıl olmalıdır?

ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMED







Müslüman kadının giyim şekli nasıl olmalıdır?








Müslüman kadının giyiminde esas mesele, tesettürü sağlamasıdır. Eli ve yüzü dışında bütün vücudunu örtmesi, açık kalmamasıdır. Giyilen bir elbisenin tesettüre uygun olması için de altını göstermeyecek şekilde kalın ve avret yerlerini örtecek kadar uzun olmalıdır. Bunun için altını gösterecek şekilde ince ve şeffaf olan bir elbise ile örtünme gerçekleşmiş olmaz.
Kadınların yüzleri ile ellerinden başka bütün bedenleri avrettir. Yüzleri ile elleri namazda ve namaz dışında fitne korkusu olmadıkça avret değildir. Ayaklarının avret olup olmaması ihtilaflıdır. Sahih kabul edilen görüşe göre kadınların ayakları da avret değildir. Diğer bir görüşe göre namazda kadının ayakları avret sayılmazsa da namaz dışında avret yeri sayılır. Bu ihtilaftan kurtulmak için ayaklarını örtmeleri iyi olur. Sahih olan görüşe göre kadınların kolları kulakları ve salıverilmiş saçları da avrettir.
Bu meseleye esas teşkil eden hadis-i şeriflerin meali şöyledir:
Hz. Âişe'nin rivayetine göre, kız kardeşi Hz. Esma bir gün Peygamberimizin huzuruna gitti. Üzerinde altını gösterecek şekilde ince bir elbise bulunuyordu. Resulullah (a.s.m.) onu görünce yüzünü çevirdi ve şöyle buyurdu: "Ya Esma, bir kadın buluğ çağına erince—yüzünü ve ellerini göstererek—bunlardan başka bir tarafının görünmesi sahih olmaz." (Ebû Dâvud, Libas 31)
Sahih-i Müslim'de Ebû Hüreyre (r.a.} tarafından bir rivayette Peygamberimiz, giyindiği halde açık olan, yani ince ve şeffaf elbise ile dolaşan kadınların Cehennemlik olduklarını, Cennetin kokusunu bile alamayacaklarını bildirirler. (Müslim, Libas,125)
Alkame bin Ebi Alkame annesinin şöyle dediğini rivayet eder:
"Abdurrahman'ın kızı Hafsa'nın başında, saçını gösterecek şekilde ince bir başörtüsü olduğu halde Hz. Âişe'nin huzuruna girdi. Hz. Âişe başından örtüsünü alarak ikiye katladı, kalınlaştırdı. (Muvatta', Libas:4)
Hz. Ömer (r.a.) ise, cam gibi şeffaf olmasa da, giyindiği zaman altını iyice belli eden elbisenin kadınlara giydirilmemesi hususunda mü'minlere ikazda bulunmuştur. (Beyhaki, Sünen, 2/235)
İmam Serahsî bu nakilden sonra, kadının giydiği elbise çok ince de olsa yine aynı hükmü taşır, şeklinde bir açıklama getirir. Daha sonra da, "Giyindiği halde açık" olan mealindeki hadisi kaydeder ve şöyle der: "Bu çeşit bir elbise şebeke (ağ) gibidir, örtünmeyi temin etmez. Bunun için yabancı erkeklerin bu şekilde giyinmiş bir kadına bakması helâl olmaz." (el-Mebsût, 10/155)
Elbisenin şeffaf olmasındaki ölçü, tenin rengini belli etmesidir. Dışarıdan bakıldığı zaman elbisenin altından insanın teni görünüyorsa, elbise ince de olsa, kalın da olsa böyle bir elbise ile örtünme gerçekleşmiş olmaz. Bu mesele Halebî-i Sağir'de şöyle belirtilir: "Elbise altını, tenin rengini belli edecek şekilde ince olursa, bununla avret yeri örtülmüş olmaz. Fakat kalın olsa da, uzva yapışsa ve uzvun şeklini alsa (uzvun şekli görünür hale gelse), bu durumda örtünme hasıl olduğu için men edilmemesi gerekir, namaz caiz olur. (Halebî-i Sağır, s.141)
Mesele diğer mezheplerde de aynı şekilde ifade edilir.
Mâliki mezhebinin görüşü şöyledir:
Elbise şeffaf olur, cildin rengini hemen belli ederse, bununla örtünme olmaz. Bu şekilde kılınan namazın mutlaka iade edilmesi gerekir. İnce ve dar olduğu için azanın şeklini belli eden elbiseyi giymek de mekruhtur. Çünkü bu bir şahsiyetsizlik sayılır ve selef ulemasının giyim tarzına muhalif hareket edilmiş olunur. (Menânü'l-Celü, 1/156)
Hanbelî mezhebinin görüşü ise şu şekildedir:
Vacip olan örtünme, cildin rengini belli etmeyecek şekildeki örtünmedir. Eğer giyilen elbise cildin rengini belli edecek tarzda ince olur da bedenin beyazlık ve kırmızılığı görünürse namaz caiz olmaz. Çünkü bununla örtünme gerçekleşmiş olmaz. Şayet rengini örter de, hacmini belli ederse namaz caiz olur. Çünkü örtü kalın da olsa bundan kaçınmak mümkün değildir. (İbni Kudâme. el-Muğnî, 1/337)
Şafiî mezhebinin görüşü ise şöyledir:
Vacip olan, cildin rengini belli etmeyecek elbiseleri giyinmektir. İnceliğinden dolayı cildin rengini belli eden bir elbiseyi giymek caiz olmaz. Çünkü böyle bir elbise ile tesettür gerçekleşmiş olmaz. Yani, inceliğinden dolayı cildin beyazlığını veya siyahlığını gösteren elbise tesettür için kâfi gelmez. Yine, elbise kalın olsa da, dokunuşu itibariyle altından avret yerlerinin bir kısmını gösterse yine yeterli şekilde örtünme sağlanmamış olur. Diz kapakları ve uyluklar gibi bedenin incelik ve kalınlığını belli eden bir elbise ile kılınan namaz sahihtir, çünkü tesettür sağlanmış demektir. Fakat azaları belli etmeyecek şekilde bir örtü kullanmak müstehaptır. (el-Mecmû, 3/170-172)
Bütün bu nakillerden şöyle bir neticeye varmak mümkündür:
Kadının kendine nikah düşen erkeklerin yanında giymiş olduğu tenin rengini belli edecek ve gösterecek şekilde ince ise bununla örtünme gerçekleşmiş olmayacağından giyilmesi caiz olmaz. Bu giyecek, bir elbise, gömlek ve etek olduğu gibi, başörtüsü ve çorap da olabilir.
Buna göre tesettürün dinen makbul olabilmesi için bazı şartları vardır, onlara dikkat etmek gerekir:
- Elbisenin vücudu gösterecek tarzda ince olmaması,
- Nazar-ı dikkati çekecek kadar süslü ve renkli olmaması,
- Vücudun hatlarını gösterecek şekilde dar olmaması gerekir.
Vücudun azalarını iyice belli edecek şekilde giyilen dar pantolon ve dar gömlekle namaz sahih olsa da, bakanların dikkatini çekip tahrik edeceğinden dinen helal olmaz. Merhum İbn-i Âbidin de eserinde bu hususa işaret etmektedir. (Reddü'l-Muhtar, 5/238)
Diğer taraftan kadınlar gerekli örtüyü sağlamak zorunda oldukları gibi, erkeklerin dikkatini çekecek bakışlardan, konuşmalardan ve yürüyüş tarzından da sakınmaları gerekir:
"Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz." (Nur Suresi 31)
İşte hür kadınların, bu istisna edilmiş kimselerden başkasına zinetlerini göstermemeleri, kendi iffet ve korunmaları ve güzel geçimleri noktasından gayet önemli olduğu gibi, yabancı erkekleri etkilememek, günaha sokmamak, edeb ve iffet telkin etmek noktasından da çok önemlidir. Özellikle bu noktayı da düşündürmek ve tesettür emrinin kuvvet ve şumülünü bir daha hatırlatmak üzere, yürüyüş tavırlarının bile düzeltilmesi için buyuruluyor ki: gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar, yani baştan ayağa örtündükten sonra yürürken de edeb ve vakar ile yürüsünler. Örtüp gizledikleri sunî veya doğal ziynetler bilinsin diye, bacak oynatıp ayak çalmasınlar, çapkın yürüyüşle dikkat nazarları çekmesinler; çünkü erkekleri tahrik eder, şüphe uyandırır. Fakat unutulmaması gerekir ki, kadının bu konuda başarısı daha önce erkeklerin iffeti ve görevlerine dikkati ve toplumda olanların gayreti ve özeni ile de ilgili olarak, bunlar da Allah'ın yardımı ile ayakta durabilir. Onun için bu noktada Resulullah (s.a.v) den bütün müslümanlara hitap ve erkekleri zikredip kadınları da içine alacak bir şekilde buyuruluyor ki:
Ve ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz. Demek ki bozuk bir toplulukta kurtuluş ümid olunmaz, toplumun bozukluğu da kadınlardan önce erkeklerin kusur ve hatalarındandır. Bundan dolayı başta erkekler olmak üzere erkek dişi bütün müminler imana yaramayan ve cahiliyyet izleri olan kusur ve hatalarından tevbe ile Allah'a dönüp Allah'ın yardımına sığınıp emirlerine özen ve dikkat göstermelidirler ki, topluca kurtuluşa erebilsinler. O halde herkesin kurtuluşu bakımından iş sahipleri ve ilgili şahıslar şu emirlere de özen göstermelidir. (Elmalılı, Tefsir)
http://www.sorularlaislamiyet.com/

5 Mayıs 2010 Çarşamba

MISIR UNLU KURABİYE


Bir Söz


Abdullah ibni Büsr radıyallahu anh şöyle diyor: Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem birinin evine gittiğinde kapının tam karşısında durmaz, kapının sağına veya soluna çekilerek, "Esselâmü aleyküm, esselâmü aleyküm" diye izin isterdi. O zamanlar evlerin kapısında perde yoktu.

[Ebû Dâvûd, Edeb 127, 128; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 189. ]





MALZEMELER

125 GR TEREYAĞ
YARIM ÇAY BARDAĞI SIVI YAĞ
2 SU BARDAĞI MISIR UNU
1 SU BARDAĞI MISIR NİŞASTASI
YARIM SU BARDAĞI PUDRA ŞEKERİ
3 YEMEK KAŞIĞI KUŞ ÜZÜMÜ

HAZIRLANIŞI
TERAYAĞ SIVI YAĞ PUDRA ŞEKERİ KARIŞTIRILIR.MISIR UNU MISIR NİŞASTASI VE KUŞ ÜZÜMÜDE EKLENEREK YOĞRULUR.
CEVİZ BÜYÜKLÜĞÜNDE PARÇALAR ALINIP İNCE OLACAK ŞEKİLDE YUVARLAK ŞEKİL VERİLİR.
150 DERECEDE 15 DK PİŞİRİLİR.
AFİYET OLSUN.


YAPMADAN ÖNCE BU KADAR LEZZETLİ OLACAĞINI DÜŞÜNMEMİŞTİM.HERKES ÇOK BEĞENDİ.
KITIR KITIR ....




3 Mayıs 2010 Pazartesi

PATATESLİ EL AÇMASI BÖREK


Bir Söz


"Sizden biriniz: - Allahım, dilersen beni affeyle, dilersen bana acı, demesin. Allah´tan isteğini kesin dille yapsın. Çünkü Allah´ı zorlayan hiçbir kuvvet yoktur."

[(Buhari, Müslim) ]






 bu tarifimide 59.PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ ETKİNLİĞİ'NE gülsüm/ arkadaşıma yolluyorum








MALZEMELER
YARIM KĞ UN
YARIM ÇAY BARDAĞI SIVI YAĞ
YARIM ÇAY BARDAĞI ELMA SİRKESİ
ILIK SU
 1 TATLI KAŞIĞI TUZ

İÇ MALZEMESİ
4 ADET PATATES
1 ADAET KURU SOĞAN
YARIM DEMET MAYDONOZ
4 5 DAL TAZE SOĞAN
1 YEMEK KAŞIĞI BİBER SALÇASI
TUZ KARABİBER SIVI YAĞ

ARALARINA SÜRMEK İÇİN
1 SU BARDAĞI SIVI YAĞ


HAZIRLANIŞI
SU SİRKE SIVIYAĞ KARIŞTIRILIR.UN VE TUZ EKLENEREK HAMUR YOĞURULMAYA BAŞLANIR.SU AZAR AZAR EKLENEREK KULAK MEMESİNDEN DAHA SERT BİR HAMUR YAPILIR.HAMUR EN AZ 10 DK YOĞRULUR.
ÜZERİNE KAPATILIP YARIM SAAT DİNLENDİRİLİR.

PATATESLER KABUKLARI SOYULUP BİKAÇ PARÇAYA BÖLÜNÜP HAŞLANIR.
TAVAYA 3 YEMEK KAŞIĞI SIVI YAĞ ALINI DOĞRANAN SOĞAN YAĞDA KAVRULUR.SALÇA SOĞANIN ÜZERİNE EKLENİP SOĞANLA BERANER KAVRULMAYA DEVAM EDİLİR.PATATESLER ÇATALLA EZİLİP SOĞANIN ÜZERİNE EKLENİR.BİKAÇ DAKİKA KAVRULUR.ALTINI KAPATIP İSTENİRSE TUZ KARABİBER EKLENİR.MAYDONOZ VE TANE SOĞANLAR DOĞRANIP PATATESLERİN ÜZERİNE EKLENİP KARIŞTIRILIR.

HAMURDAN 10 TANE MANDALİNE BÜYÜKÜĞÜNDE BEZELER ALINIR.
UN YARDIMIYLA BEZELER İNCECİK AÇILIR.ÜZERİNE SIVI YAĞ SÜRÜLÜR.PATATESLİ HARÇTAN HER TARAFINA YETERİ KADAR SERPİLİR.
RULOA ŞEKLİNDE SARILIR VE İLK YUFKA GÜL ŞEKLİNDE DİĞERLERİ ONUN ETRAFINI KAPLAYACAK ŞEKİLDE  YAĞLANMIŞ TEPSİYE DİZİLİR.ÜZERİNE 3 YEMEK KAŞIĞI YOĞURT SÜRDÜM SADECE.
160 DERECEDE 30 DK PİŞİRİLİR.
AFİYET OLSUN



ÇOK LEZZETLİ YUMUŞACIK BİR BÖREK OLDU.

İÇ HARCI KAHVALTIDA VE BEŞ ÇAYLARINDA DA ALTARNATİF OLARAK SUNULABİLİR.
KAVRULMUŞ SOĞAN SALÇA KARABİBER VE HAŞLANAMIŞ PATATES MUHTEŞEM DÖRTLÜ :)


30 Nisan 2010 Cuma

TARÇINLI KEK

Bir Söz
4 kimse vardır ki, öldükten sonra da sevapları devam eder: Allah rızası için kamuya hizmet ederken ölen kimse; Öğrettiği ilmin gereği yapılan bilgin; Verdiği para ile yapılan faydalı eser ayakta duran hayır sahibi; Ardında kendisine dua eden hayırlı bir evlat bırakan kimse...
[Hadis (Müsned)]


 



MALZEMELER

3 YUMURTA
1 SU BARDAĞI ŞEKER
YARIM SU BARDAĞI YOĞURT
YARIM SU BARDAĞI SIVI YAĞ
YARIM SU BARDAĞI CEVİZ
3 YEMEK KAŞIĞI HAŞHAŞ
2 TATLI KAŞIĞI TARÇIN
1,5 SU BARDAĞI UN
1 PAKET KABARTMA TOZU VANİLYA


HAZIRLANIŞI
YUMURTA ŞEKER KÖPÜK KÖPÜK OLANA KADAR ÇIRPILIR.
YOĞURT SIVIYAĞ EKLENİP ÇIRPILIR.
UN TARÇIN CEVİZ HAŞHAŞ KABARTMA TOZU VANİLYA KARIŞTIRILIR VE SIVI KARIŞIMA EKLENİP TAHTA KAŞIKLA ŞÖYLE BİR KARIŞTIRILIR:)
KALIP YAĞLANIR VE UNLANIR KEK KALIBA DÖKÜLÜR.150 DERECE 30 35 DK PİŞİRİLİR.
ILININCA KALIPTAN ÇIKARILIR.AFİYETLE YENİR:)






HAYIRLI CUMALAR

1. Göklerdeki ve yerdeki her şey, mülkün sahibi, mukaddes, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ı tespih eder.



2. O, ümmîlere, içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir. Halbuki onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.



3. (Allah o peygamberi) onlardan henüz kendilerine katılmayan başkalarına da göndermiştir. O mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.



4. İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.



5. Tevrat'la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın âyetlerini inkar eden topluluğun hali ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.



6. De ki: "Ey Yahudi akidesini benimseyenler! Bütün insanlar değil de, yalnız kendinizin Allah'ın dostları olduğunu iddia ediyorsanız, (bunda da) samimi iseniz haydi ölümü isteyin!"



7. Ama onlar, daha evvel yaptıklarından dolayı asla ölümü istemezler. Allah zalimleri hakkıyla bilir.



8. De ki: "Sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya, o mutlaka size ulaşacaktır. Sonra gaybı da, görünen âlemi de bilen Allah'a döndürüleceksiniz de, o size yapmakta olduklarınızı haber verecektir."



9. Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.



10. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.



11. (Durum böyle iken) onlar bir ticaret veya bir oyun eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona koştular ve seni ayakta bıraktılar. De ki: "Allah'ın yanında bulunan, eğlence ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır."

28 Nisan 2010 Çarşamba

KAKAO BULUTLU KURABİYE




Bir Söz


Ebu Hüreyre Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur: "Kim ki Allah rızası için (malından iki sığır, iki koyun, iki dirhem) çift sadaka verirse, Cennet kapılarından, "Ey Allah"ın (sevgili) kulu (buraya gel)! Bu kapıda büyük hayır ve bereket vardır" diye çağrılır. Çok namaz kılan da (Cennetin) namaz kapısından çağrılır. Mücahitler cihat kapısından çağrılır. Oruçlular da "Reyyan" kapısından çağrılır. Sadaka sahipleri de sadaka kapısından davet edilirler." Ebu Bekir Radiyallâhu Anh: "Babam, anam sana feda olsun ya Resulallah! Bir mü´minin bu kapıların hepsinden davet olunması müşkül müdür, bir kişi bu kapıların hepsinden davet olunur mu?" diye sordu. Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem cevaben, "Evet, hepsinden davet olunur. Ey Ebu Bekir, umarım ki, sen de o bahtiyarlardan olasın" buyurdu.

[(Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercemesi, Hadis no: 895.) ]

 


MALZEMELER
125 GR TEREYAĞ
5 YEMEK KAŞIĞI SIVI YAĞ
1 SU BARDAĞI PUDRA ŞEKERİ
1 PAKET KABARTMA TOZU
1 PAKET VANİLYA
ALDIĞI KADAR UN

HAZIRLANIŞI
BÜTÜN MALZEMELER BİR KABA ALALIM ÖNCE 1 SU BARDAĞI UNU ÜZERİNE EKLEYİP HEPSİNİ BİRDEN YOĞURALIM.KULAK MEMESİ YUMUŞALIĞINDA HAMUR OLANA KADAR UNU AZAR AZAR EKLEYELİM.
KÜÇÜK YUVARLAK ŞEKİL VERİP 180 DERECE 10 DK PİŞİRELİM.
ILIDIKTAN SONRA ÜZERİNE KAKAO VE PUDRA ŞEKERİ SERPELİM.
AFİYET OLSUN..



ÇAYINIZ DEMLENENE KADAR KURABİYELERİNİZ HAZIR 8 10 DK DA PİŞİYOR.
TEK LOKMALIK ZATEN :) FOTODA BÜYÜK GÖZÜKÜYOR KURABİYELER ..YOKSA TEK LOKMALIK KAHVENİN YANINDA İDEAL..



26 Nisan 2010 Pazartesi

KUBBE PASTA






















































Bir Söz


Uğursuzluk düşüncesine kapılarak kendisini, ihtiyacı olan bir işi yapmaktan alı koyan kimse, Allah’a olan inancı zedeler.

[Hadis-i Şerif (Müsned).]

 
 
 
Pasta çok uğraştırdı ama değdi harika bir pasta oldu.



Malzemeler:


4 yumurta
1 su bardağı tozşeker
1 su bardağı un
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
2 yemek kaşığı kakao

İÇ KREMASI
3 su bardağı süt
1 çay bardağı şeker
1 çay bardağı un
3 yemek kaşığı mısır nişastası
1 paket vanilya
yarım paket margarin

ÜST İÇİN
2 paket kremşanti


HAZIRLANIŞI

ilk önce kreması hazırlanır.
bunun için süt un nişasta şeker karıştırılarak koyuca pişirilir.vanilya eklenir ılınınca buzdolabına kaldırılır.4 5 saat buzdolabında bekletilir.karışım roboto alınır ve margarin parça parça eklenerek 15 20  dk çırpılır.tekrar buzdolabında bekletmeye devam edilir.

pandispanya için, yumurta ve şeker köpük köpük olana kadar çırpılır.un nişasta kakao vanilya kabartma tozu elenerek yumurtalı karışıma eklenir.tahta kaşıkla karıştırılıp yağlanmış yuvarlak kalıba dökülür.

160 derecede kürdan temiz çıkana kadar pişirilir.

kalıptan çıkardıktan sonra ikiye kesilir ve kubbeyi oluşturmak için kullanacağımız  tabanı yuvarlak genişçe bir kaseye streçle kaplanır. ilk kek parçasına kasenin şekli verilerek tabana yerleştirilir ve  halka oluşturulur.çokça çırptığımız kremanın tamamı kubbenin içine dökülür ve diğer kekle kapatılır.
böylece buzkukta bir gece bekletiyoruz.düz yuvarlak bir servis tabağına ters çevrilerek çıkarılır.kremşanti çırpılır ve pastanın her tarafına sürülür.yarım saat daha buzdolabında bekletilir ve artık dilimlenerek servis yapılır:) afiyetle yenir





 



24 Nisan 2010 Cumartesi

TANTUNİ



Bir Söz


Hz. Enes´den: "Üç şey, ölen kişinin ardından gider: Ailesi, malı ve ameli... Ailesi ve malı ölü kabre konduktan sonra geri döner. Ameli ise, ölen kişiyle birlikte kalır."


[(Buhari - 6514; Müslim - 2960) ]

 
 

 

TANTUNİ MERSİNDE ÇOK SEVİLEREK YENİR.
ÇOK LEZZETLİ OLUR AMA EVDE NE KADAR YAPARSAN YAP DIŞARDAKİNE UYMUYOR:)

MERSİNDE TANTUNİCİ DÜKKANLARINA SIK SIK RASTLARSINIZ.AMA HER YERDE YENMEZ HERKES GÜZEL YAPAMIYOR..

İSTER LAVAŞ EKMEKTE İSTER AÇIK EKMEK(KÜÇÜK BAZLAMA GİBİ) İSTER SOMUN EKMEKTE YİYİN.HEPSİDE LEZZETLİ OLUYOR.
BEN EVDE SOMUN EKMEKLE YAPMAYI TERCİH ETTİM.

MALZEMELER
kuzu biftek
1 adet domates
çeyrek demet maydonoz
3 yemek kaşığı sıvı yağ
1 tatlı kaşığı toz biber
tuz

hazırlanışı
etler küçük ve ince şeritler halinde doğranır( tantuniciler daha güzel doğruyor benimki pek olmadı)
3 yemek kaşığı sıvı yağ saca alınır(tavada da yapılır ben sacı uydun gördüm tantunici sandım kendimi galiba)
etler kavurulmaya başlanır
toz biber ve tuz eklenir kavurmaya devam edilir.
domates küçük küp şeklinde doğranır
maydonozlar irice doğranır( doğranmasada olur)

yarım ekmek ortadan ikiye kesilir sacdaki etin yağına iyice bulanır.domatesler ekmeğin içine koyulur üzerine maydonoz ve en son 3 yemek kaşığı kadar et koyulur afiyetle sıcak sıcak yenir.

yarım ekmeğe yarım domates 3 yemek kaşığı et yeterli oluyor..
yalnız bitaneyle doymuyosunuz haberiniz olsun:)
soğan seviyosanız kuru soğanı yarım ay şeklinde doğrayıp maydonoz ve sumakla karıştırıp domateslerin üzerine ekleyebilirsiniz.
ben çiğ kuru soğan yemediğim için koymuyorum.

bu benim yaptığıma tantuni biftek diyorlar içinde kuyruk yağı olmadığı için
tantuniye kuyruk yağı kouyular onuda minik minik doğruyolar.
tantuniciler eti yağıyla beraber önce haşlıyorlar.benim evde yaptığım en fazl dört kişilik olduğu için haşlamaya gerek duymuyorum...

bu kadar bilgi yeter:) et seviyosanız denemenizi tavsiye ederim.




23 Nisan 2010 Cuma

KATMER POĞAÇA VE CUMA






HAYIRLI CUMALAR
Kullarını bağışlayan ve onlara cömert olan Allah'tan başka yaratıcı yoktur. Büyük arşın sahibi olan Allah, bütün eksikliklerden uzaktır. Hamd, alemlerin Rabbı olan Allah'adır. Ya Rabbi; senin rahmetini, mağfiretinin büyüklüğünü dilerim. Bütün günahlardan ve kötülüklerden beni koru. Bütün iyiliklere de beni yönelt. Bağışlanmamış günahımı bırakma ya Rabbi! Sıkıntılarımı gider, rızana uygun olan bütün isteklerimi kabul et. Ey merhamet sahibi olan Rabbim......Aminn

ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ SEYYİDİNA MUHAMMED VE SELLİM.



ALEMLERIN RABBINE HAMD-Ü SENALAR OLSUN



KATMER POĞAÇA




















KRUVASANI ÇOK SIK YAPARIM AMA ORJİNAL TARİF BUMU BİLMİYORUM.ÇOK LEZZETLİ OLUYOR.

KRUVASAN DİYE YAPTIĞIM KATMERMİŞ MEĞER KANDIRILDIM:)))))


MALZEMELER


2 SU BARDAĞI SÜT
1 SU BARDAĞI SIVI YAĞ
1 PAKET YAŞ MAYA
1 YEMEK KAŞIĞI ŞEKER
1 TATLI KAŞIĞI TUZ
ALABİLDİĞİNCE UN

ARASINA SÜRMEK İÇİN
1 PAKET YUMUŞAK MARGARİN

İÇ HARCI
PEYNİR MAYDONOZ


HAZIRLANIŞI
SÜT SIVI YAĞ YOĞURMA KABINA ALINIR.
MAYA İÇİNE UFALANIR ŞEKER EKLENİP İYİCE KARIŞTIRILARAK MAYANIN ERİMESİ SAĞLANIR.UN VE TUZ ALINARAK YUMUŞAK BİR HAMUR YAPILIR.
HAMUR İKİYE AYRILIR
HER BİR PARÇADAN 10 YADA 11 BEZE YAPILIR.TOPLAMDA 20 22 TANE BEZE OLUYOR
İLK 10 LU GRUP UN YARDIMIYLA PASTA TABAĞI KADAR AÇILIR.
ARALARINA HER TARAFINA YUMUŞAMIŞ MARGARİN SÜRÜLÜR ÖZELLİKLE KENARLARINA MARGARİN İYİCE SÜRÜLÜR.
EN ÜSTE SÜRMÜYORUZ.
ELİMİZLE YAVAŞ YAVAŞ ÜZERLERİNE BASTIRARAK HAMURLARIN BİRBİRİN YAPIŞMASI SAĞLANIR.SONRA OKLAVAYLA YAVAŞ YAVAŞ AÇIYORUZ.60 CM FALAN OLUYOR AÇILINCA .
SİGARA BÖREĞİ SARACAK GİBİ DİLİMLİYORUZ.
İSTENİLEN HARÇ KOYULUR İÇİNE.
PATATESLE DE ÇOK GÜZEL OLUYOR
AMA BEN BU KEZ PEYNİRLİ YAPTIM.
BİRER PARÇA PEYNİR VE BİRER PARÇA MAYDONOZ KOYULUR İÇİNE.
BÜYÜK KENARDAN BAŞLAYARAK YAVAŞÇA SARILIR.
TEPSİYE DİZİLİR
ÜZERİNE YUMURTA SARISI SÜRÜLÜR.SUSAM SERPİLEREK 150 DERECEDE KIZARANA KADAR PİŞİRİLİR.
DÜŞÜK ISIDA PİŞİRMEYİ TERCİH ETTİM YAVAŞ YAVAŞ PİŞİNCE DAHA GÜZEL KABARIYOR.
AFİYET OLSUN.

BUZLUĞA ATIYORUM GENELDE.ÇIKARIP FIRINDA ISITINCA ÇOK LEZZETLİ OLUYOR DURDUKÇA LEZZETLENEN BİR TAT BENCE.
TAVA DA ISITMAYIN TADI BOZULUYOR.




B U N L A R D A İ L G İ N İ Z İ Ç E K E B İ L İ R!!!!!!!!

Related Posts with Thumbnails