ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMED
Müslüman kadının giyim şekli nasıl olmalıdır?
Müslüman kadının giyiminde esas mesele, tesettürü sağlamasıdır. Eli ve yüzü dışında bütün vücudunu örtmesi, açık kalmamasıdır. Giyilen bir elbisenin tesettüre uygun olması için de altını göstermeyecek şekilde kalın ve avret yerlerini örtecek kadar uzun olmalıdır. Bunun için altını gösterecek şekilde ince ve şeffaf olan bir elbise ile örtünme gerçekleşmiş olmaz.
Kadınların yüzleri ile ellerinden başka bütün bedenleri avrettir. Yüzleri ile elleri namazda ve namaz dışında fitne korkusu olmadıkça avret değildir. Ayaklarının avret olup olmaması ihtilaflıdır. Sahih kabul edilen görüşe göre kadınların ayakları da avret değildir. Diğer bir görüşe göre namazda kadının ayakları avret sayılmazsa da namaz dışında avret yeri sayılır. Bu ihtilaftan kurtulmak için ayaklarını örtmeleri iyi olur. Sahih olan görüşe göre kadınların kolları kulakları ve salıverilmiş saçları da avrettir.
Bu meseleye esas teşkil eden hadis-i şeriflerin meali şöyledir:
Hz. Âişe'nin rivayetine göre, kız kardeşi Hz. Esma bir gün Peygamberimizin huzuruna gitti. Üzerinde altını gösterecek şekilde ince bir elbise bulunuyordu. Resulullah (a.s.m.) onu görünce yüzünü çevirdi ve şöyle buyurdu: "Ya Esma, bir kadın buluğ çağına erince—yüzünü ve ellerini göstererek—bunlardan başka bir tarafının görünmesi sahih olmaz." (Ebû Dâvud, Libas 31)
Sahih-i Müslim'de Ebû Hüreyre (r.a.} tarafından bir rivayette Peygamberimiz, giyindiği halde açık olan, yani ince ve şeffaf elbise ile dolaşan kadınların Cehennemlik olduklarını, Cennetin kokusunu bile alamayacaklarını bildirirler. (Müslim, Libas,125)
Alkame bin Ebi Alkame annesinin şöyle dediğini rivayet eder:
"Abdurrahman'ın kızı Hafsa'nın başında, saçını gösterecek şekilde ince bir başörtüsü olduğu halde Hz. Âişe'nin huzuruna girdi. Hz. Âişe başından örtüsünü alarak ikiye katladı, kalınlaştırdı. (Muvatta', Libas:4)
Hz. Ömer (r.a.) ise, cam gibi şeffaf olmasa da, giyindiği zaman altını iyice belli eden elbisenin kadınlara giydirilmemesi hususunda mü'minlere ikazda bulunmuştur. (Beyhaki, Sünen, 2/235)
İmam Serahsî bu nakilden sonra, kadının giydiği elbise çok ince de olsa yine aynı hükmü taşır, şeklinde bir açıklama getirir. Daha sonra da, "Giyindiği halde açık" olan mealindeki hadisi kaydeder ve şöyle der: "Bu çeşit bir elbise şebeke (ağ) gibidir, örtünmeyi temin etmez. Bunun için yabancı erkeklerin bu şekilde giyinmiş bir kadına bakması helâl olmaz." (el-Mebsût, 10/155)
Elbisenin şeffaf olmasındaki ölçü, tenin rengini belli etmesidir. Dışarıdan bakıldığı zaman elbisenin altından insanın teni görünüyorsa, elbise ince de olsa, kalın da olsa böyle bir elbise ile örtünme gerçekleşmiş olmaz. Bu mesele Halebî-i Sağir'de şöyle belirtilir: "Elbise altını, tenin rengini belli edecek şekilde ince olursa, bununla avret yeri örtülmüş olmaz. Fakat kalın olsa da, uzva yapışsa ve uzvun şeklini alsa (uzvun şekli görünür hale gelse), bu durumda örtünme hasıl olduğu için men edilmemesi gerekir, namaz caiz olur. (Halebî-i Sağır, s.141)
Mesele diğer mezheplerde de aynı şekilde ifade edilir.
Mâliki mezhebinin görüşü şöyledir:
Elbise şeffaf olur, cildin rengini hemen belli ederse, bununla örtünme olmaz. Bu şekilde kılınan namazın mutlaka iade edilmesi gerekir. İnce ve dar olduğu için azanın şeklini belli eden elbiseyi giymek de mekruhtur. Çünkü bu bir şahsiyetsizlik sayılır ve selef ulemasının giyim tarzına muhalif hareket edilmiş olunur. (Menânü'l-Celü, 1/156)
Hanbelî mezhebinin görüşü ise şu şekildedir:
Vacip olan örtünme, cildin rengini belli etmeyecek şekildeki örtünmedir. Eğer giyilen elbise cildin rengini belli edecek tarzda ince olur da bedenin beyazlık ve kırmızılığı görünürse namaz caiz olmaz. Çünkü bununla örtünme gerçekleşmiş olmaz. Şayet rengini örter de, hacmini belli ederse namaz caiz olur. Çünkü örtü kalın da olsa bundan kaçınmak mümkün değildir. (İbni Kudâme. el-Muğnî, 1/337)
Şafiî mezhebinin görüşü ise şöyledir:
Vacip olan, cildin rengini belli etmeyecek elbiseleri giyinmektir. İnceliğinden dolayı cildin rengini belli eden bir elbiseyi giymek caiz olmaz. Çünkü böyle bir elbise ile tesettür gerçekleşmiş olmaz. Yani, inceliğinden dolayı cildin beyazlığını veya siyahlığını gösteren elbise tesettür için kâfi gelmez. Yine, elbise kalın olsa da, dokunuşu itibariyle altından avret yerlerinin bir kısmını gösterse yine yeterli şekilde örtünme sağlanmamış olur. Diz kapakları ve uyluklar gibi bedenin incelik ve kalınlığını belli eden bir elbise ile kılınan namaz sahihtir, çünkü tesettür sağlanmış demektir. Fakat azaları belli etmeyecek şekilde bir örtü kullanmak müstehaptır. (el-Mecmû, 3/170-172)
Bütün bu nakillerden şöyle bir neticeye varmak mümkündür:
Kadının kendine nikah düşen erkeklerin yanında giymiş olduğu tenin rengini belli edecek ve gösterecek şekilde ince ise bununla örtünme gerçekleşmiş olmayacağından giyilmesi caiz olmaz. Bu giyecek, bir elbise, gömlek ve etek olduğu gibi, başörtüsü ve çorap da olabilir.
Buna göre tesettürün dinen makbul olabilmesi için bazı şartları vardır, onlara dikkat etmek gerekir:
- Elbisenin vücudu gösterecek tarzda ince olmaması,
- Nazar-ı dikkati çekecek kadar süslü ve renkli olmaması,
- Vücudun hatlarını gösterecek şekilde dar olmaması gerekir.
Vücudun azalarını iyice belli edecek şekilde giyilen dar pantolon ve dar gömlekle namaz sahih olsa da, bakanların dikkatini çekip tahrik edeceğinden dinen helal olmaz. Merhum İbn-i Âbidin de eserinde bu hususa işaret etmektedir. (Reddü'l-Muhtar, 5/238)
Diğer taraftan kadınlar gerekli örtüyü sağlamak zorunda oldukları gibi, erkeklerin dikkatini çekecek bakışlardan, konuşmalardan ve yürüyüş tarzından da sakınmaları gerekir:
"Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz." (Nur Suresi 31)
İşte hür kadınların, bu istisna edilmiş kimselerden başkasına zinetlerini göstermemeleri, kendi iffet ve korunmaları ve güzel geçimleri noktasından gayet önemli olduğu gibi, yabancı erkekleri etkilememek, günaha sokmamak, edeb ve iffet telkin etmek noktasından da çok önemlidir. Özellikle bu noktayı da düşündürmek ve tesettür emrinin kuvvet ve şumülünü bir daha hatırlatmak üzere, yürüyüş tavırlarının bile düzeltilmesi için buyuruluyor ki: gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar, yani baştan ayağa örtündükten sonra yürürken de edeb ve vakar ile yürüsünler. Örtüp gizledikleri sunî veya doğal ziynetler bilinsin diye, bacak oynatıp ayak çalmasınlar, çapkın yürüyüşle dikkat nazarları çekmesinler; çünkü erkekleri tahrik eder, şüphe uyandırır. Fakat unutulmaması gerekir ki, kadının bu konuda başarısı daha önce erkeklerin iffeti ve görevlerine dikkati ve toplumda olanların gayreti ve özeni ile de ilgili olarak, bunlar da Allah'ın yardımı ile ayakta durabilir. Onun için bu noktada Resulullah (s.a.v) den bütün müslümanlara hitap ve erkekleri zikredip kadınları da içine alacak bir şekilde buyuruluyor ki:
Ve ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz. Demek ki bozuk bir toplulukta kurtuluş ümid olunmaz, toplumun bozukluğu da kadınlardan önce erkeklerin kusur ve hatalarındandır. Bundan dolayı başta erkekler olmak üzere erkek dişi bütün müminler imana yaramayan ve cahiliyyet izleri olan kusur ve hatalarından tevbe ile Allah'a dönüp Allah'ın yardımına sığınıp emirlerine özen ve dikkat göstermelidirler ki, topluca kurtuluşa erebilsinler. O halde herkesin kurtuluşu bakımından iş sahipleri ve ilgili şahıslar şu emirlere de özen göstermelidir. (Elmalılı, Tefsir)
http://www.sorularlaislamiyet.com/
7 Mayıs 2010 Cuma
5 Mayıs 2010 Çarşamba
MISIR UNLU KURABİYE
Bir Söz
Abdullah ibni Büsr radıyallahu anh şöyle diyor: Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem birinin evine gittiğinde kapının tam karşısında durmaz, kapının sağına veya soluna çekilerek, "Esselâmü aleyküm, esselâmü aleyküm" diye izin isterdi. O zamanlar evlerin kapısında perde yoktu.
[Ebû Dâvûd, Edeb 127, 128; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 189. ]
MALZEMELER
125 GR TEREYAĞ
YARIM ÇAY BARDAĞI SIVI YAĞ
2 SU BARDAĞI MISIR UNU
1 SU BARDAĞI MISIR NİŞASTASI
YARIM SU BARDAĞI PUDRA ŞEKERİ
3 YEMEK KAŞIĞI KUŞ ÜZÜMÜ
HAZIRLANIŞI
TERAYAĞ SIVI YAĞ PUDRA ŞEKERİ KARIŞTIRILIR.MISIR UNU MISIR NİŞASTASI VE KUŞ ÜZÜMÜDE EKLENEREK YOĞRULUR.
CEVİZ BÜYÜKLÜĞÜNDE PARÇALAR ALINIP İNCE OLACAK ŞEKİLDE YUVARLAK ŞEKİL VERİLİR.
150 DERECEDE 15 DK PİŞİRİLİR.
AFİYET OLSUN.
YAPMADAN ÖNCE BU KADAR LEZZETLİ OLACAĞINI DÜŞÜNMEMİŞTİM.HERKES ÇOK BEĞENDİ.
KITIR KITIR ....
Etiketler:
KURABİYELER
3 Mayıs 2010 Pazartesi
PATATESLİ EL AÇMASI BÖREK
Bir Söz
"Sizden biriniz: - Allahım, dilersen beni affeyle, dilersen bana acı, demesin. Allah´tan isteğini kesin dille yapsın. Çünkü Allah´ı zorlayan hiçbir kuvvet yoktur."
[(Buhari, Müslim) ]
MALZEMELER
YARIM KĞ UN
YARIM ÇAY BARDAĞI SIVI YAĞ
YARIM ÇAY BARDAĞI ELMA SİRKESİ
ILIK SU
1 TATLI KAŞIĞI TUZ
İÇ MALZEMESİ
4 ADET PATATES
1 ADAET KURU SOĞAN
YARIM DEMET MAYDONOZ
4 5 DAL TAZE SOĞAN
1 YEMEK KAŞIĞI BİBER SALÇASI
TUZ KARABİBER SIVI YAĞ
ARALARINA SÜRMEK İÇİN
1 SU BARDAĞI SIVI YAĞ
HAZIRLANIŞI
SU SİRKE SIVIYAĞ KARIŞTIRILIR.UN VE TUZ EKLENEREK HAMUR YOĞURULMAYA BAŞLANIR.SU AZAR AZAR EKLENEREK KULAK MEMESİNDEN DAHA SERT BİR HAMUR YAPILIR.HAMUR EN AZ 10 DK YOĞRULUR.
ÜZERİNE KAPATILIP YARIM SAAT DİNLENDİRİLİR.
PATATESLER KABUKLARI SOYULUP BİKAÇ PARÇAYA BÖLÜNÜP HAŞLANIR.
TAVAYA 3 YEMEK KAŞIĞI SIVI YAĞ ALINI DOĞRANAN SOĞAN YAĞDA KAVRULUR.SALÇA SOĞANIN ÜZERİNE EKLENİP SOĞANLA BERANER KAVRULMAYA DEVAM EDİLİR.PATATESLER ÇATALLA EZİLİP SOĞANIN ÜZERİNE EKLENİR.BİKAÇ DAKİKA KAVRULUR.ALTINI KAPATIP İSTENİRSE TUZ KARABİBER EKLENİR.MAYDONOZ VE TANE SOĞANLAR DOĞRANIP PATATESLERİN ÜZERİNE EKLENİP KARIŞTIRILIR.
HAMURDAN 10 TANE MANDALİNE BÜYÜKÜĞÜNDE BEZELER ALINIR.
UN YARDIMIYLA BEZELER İNCECİK AÇILIR.ÜZERİNE SIVI YAĞ SÜRÜLÜR.PATATESLİ HARÇTAN HER TARAFINA YETERİ KADAR SERPİLİR.
RULOA ŞEKLİNDE SARILIR VE İLK YUFKA GÜL ŞEKLİNDE DİĞERLERİ ONUN ETRAFINI KAPLAYACAK ŞEKİLDE YAĞLANMIŞ TEPSİYE DİZİLİR.ÜZERİNE 3 YEMEK KAŞIĞI YOĞURT SÜRDÜM SADECE.
160 DERECEDE 30 DK PİŞİRİLİR.
AFİYET OLSUN
ÇOK LEZZETLİ YUMUŞACIK BİR BÖREK OLDU.
İÇ HARCI KAHVALTIDA VE BEŞ ÇAYLARINDA DA ALTARNATİF OLARAK SUNULABİLİR.
KAVRULMUŞ SOĞAN SALÇA KARABİBER VE HAŞLANAMIŞ PATATES MUHTEŞEM DÖRTLÜ :)
Etiketler:
BÖREKLER,
ETKİNLİKLER
30 Nisan 2010 Cuma
TARÇINLI KEK
Bir Söz
4 kimse vardır ki, öldükten sonra da sevapları devam eder: Allah rızası için kamuya hizmet ederken ölen kimse; Öğrettiği ilmin gereği yapılan bilgin; Verdiği para ile yapılan faydalı eser ayakta duran hayır sahibi; Ardında kendisine dua eden hayırlı bir evlat bırakan kimse... [Hadis (Müsned)]
MALZEMELER
3 YUMURTA
1 SU BARDAĞI ŞEKER
YARIM SU BARDAĞI YOĞURT
YARIM SU BARDAĞI SIVI YAĞ
YARIM SU BARDAĞI CEVİZ
3 YEMEK KAŞIĞI HAŞHAŞ
2 TATLI KAŞIĞI TARÇIN
1,5 SU BARDAĞI UN
1 PAKET KABARTMA TOZU VANİLYA
HAZIRLANIŞI
YUMURTA ŞEKER KÖPÜK KÖPÜK OLANA KADAR ÇIRPILIR.
YOĞURT SIVIYAĞ EKLENİP ÇIRPILIR.
UN TARÇIN CEVİZ HAŞHAŞ KABARTMA TOZU VANİLYA KARIŞTIRILIR VE SIVI KARIŞIMA EKLENİP TAHTA KAŞIKLA ŞÖYLE BİR KARIŞTIRILIR:)
KALIP YAĞLANIR VE UNLANIR KEK KALIBA DÖKÜLÜR.150 DERECE 30 35 DK PİŞİRİLİR.
ILININCA KALIPTAN ÇIKARILIR.AFİYETLE YENİR:)
HAYIRLI CUMALAR
1. Göklerdeki ve yerdeki her şey, mülkün sahibi, mukaddes, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ı tespih eder.
2. O, ümmîlere, içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir. Halbuki onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.
3. (Allah o peygamberi) onlardan henüz kendilerine katılmayan başkalarına da göndermiştir. O mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
4. İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
5. Tevrat'la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın âyetlerini inkar eden topluluğun hali ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
6. De ki: "Ey Yahudi akidesini benimseyenler! Bütün insanlar değil de, yalnız kendinizin Allah'ın dostları olduğunu iddia ediyorsanız, (bunda da) samimi iseniz haydi ölümü isteyin!"
7. Ama onlar, daha evvel yaptıklarından dolayı asla ölümü istemezler. Allah zalimleri hakkıyla bilir.
8. De ki: "Sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya, o mutlaka size ulaşacaktır. Sonra gaybı da, görünen âlemi de bilen Allah'a döndürüleceksiniz de, o size yapmakta olduklarınızı haber verecektir."
9. Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.
10. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.
11. (Durum böyle iken) onlar bir ticaret veya bir oyun eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona koştular ve seni ayakta bıraktılar. De ki: "Allah'ın yanında bulunan, eğlence ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır."
2. O, ümmîlere, içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir. Halbuki onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.
3. (Allah o peygamberi) onlardan henüz kendilerine katılmayan başkalarına da göndermiştir. O mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
4. İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
5. Tevrat'la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın âyetlerini inkar eden topluluğun hali ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
6. De ki: "Ey Yahudi akidesini benimseyenler! Bütün insanlar değil de, yalnız kendinizin Allah'ın dostları olduğunu iddia ediyorsanız, (bunda da) samimi iseniz haydi ölümü isteyin!"
7. Ama onlar, daha evvel yaptıklarından dolayı asla ölümü istemezler. Allah zalimleri hakkıyla bilir.
8. De ki: "Sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya, o mutlaka size ulaşacaktır. Sonra gaybı da, görünen âlemi de bilen Allah'a döndürüleceksiniz de, o size yapmakta olduklarınızı haber verecektir."
9. Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.
10. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.
11. (Durum böyle iken) onlar bir ticaret veya bir oyun eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona koştular ve seni ayakta bıraktılar. De ki: "Allah'ın yanında bulunan, eğlence ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır."
28 Nisan 2010 Çarşamba
KAKAO BULUTLU KURABİYE
Bir Söz
Ebu Hüreyre Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur: "Kim ki Allah rızası için (malından iki sığır, iki koyun, iki dirhem) çift sadaka verirse, Cennet kapılarından, "Ey Allah"ın (sevgili) kulu (buraya gel)! Bu kapıda büyük hayır ve bereket vardır" diye çağrılır. Çok namaz kılan da (Cennetin) namaz kapısından çağrılır. Mücahitler cihat kapısından çağrılır. Oruçlular da "Reyyan" kapısından çağrılır. Sadaka sahipleri de sadaka kapısından davet edilirler." Ebu Bekir Radiyallâhu Anh: "Babam, anam sana feda olsun ya Resulallah! Bir mü´minin bu kapıların hepsinden davet olunması müşkül müdür, bir kişi bu kapıların hepsinden davet olunur mu?" diye sordu. Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem cevaben, "Evet, hepsinden davet olunur. Ey Ebu Bekir, umarım ki, sen de o bahtiyarlardan olasın" buyurdu.
[(Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercemesi, Hadis no: 895.) ]
MALZEMELER
125 GR TEREYAĞ
5 YEMEK KAŞIĞI SIVI YAĞ
1 SU BARDAĞI PUDRA ŞEKERİ
1 PAKET KABARTMA TOZU
1 PAKET VANİLYA
ALDIĞI KADAR UN
HAZIRLANIŞI
BÜTÜN MALZEMELER BİR KABA ALALIM ÖNCE 1 SU BARDAĞI UNU ÜZERİNE EKLEYİP HEPSİNİ BİRDEN YOĞURALIM.KULAK MEMESİ YUMUŞALIĞINDA HAMUR OLANA KADAR UNU AZAR AZAR EKLEYELİM.
KÜÇÜK YUVARLAK ŞEKİL VERİP 180 DERECE 10 DK PİŞİRELİM.
ILIDIKTAN SONRA ÜZERİNE KAKAO VE PUDRA ŞEKERİ SERPELİM.
AFİYET OLSUN..
ÇAYINIZ DEMLENENE KADAR KURABİYELERİNİZ HAZIR 8 10 DK DA PİŞİYOR.
TEK LOKMALIK ZATEN :) FOTODA BÜYÜK GÖZÜKÜYOR KURABİYELER ..YOKSA TEK LOKMALIK KAHVENİN YANINDA İDEAL..
Etiketler:
KURABİYELER
26 Nisan 2010 Pazartesi
KUBBE PASTA
Bir Söz
Uğursuzluk düşüncesine kapılarak kendisini, ihtiyacı olan bir işi yapmaktan alı koyan kimse, Allah’a olan inancı zedeler.
[Hadis-i Şerif (Müsned).]
Pasta çok uğraştırdı ama değdi harika bir pasta oldu.
Malzemeler:
4 yumurta
1 su bardağı tozşeker
1 su bardağı un
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
2 yemek kaşığı kakao
İÇ KREMASI
3 su bardağı süt
1 çay bardağı şeker
1 çay bardağı un
3 yemek kaşığı mısır nişastası
1 paket vanilya
yarım paket margarin
ÜST İÇİN
2 paket kremşanti
HAZIRLANIŞI
ilk önce kreması hazırlanır.
bunun için süt un nişasta şeker karıştırılarak koyuca pişirilir.vanilya eklenir ılınınca buzdolabına kaldırılır.4 5 saat buzdolabında bekletilir.karışım roboto alınır ve margarin parça parça eklenerek 15 20 dk çırpılır.tekrar buzdolabında bekletmeye devam edilir.
pandispanya için, yumurta ve şeker köpük köpük olana kadar çırpılır.un nişasta kakao vanilya kabartma tozu elenerek yumurtalı karışıma eklenir.tahta kaşıkla karıştırılıp yağlanmış yuvarlak kalıba dökülür.
160 derecede kürdan temiz çıkana kadar pişirilir.
kalıptan çıkardıktan sonra ikiye kesilir ve kubbeyi oluşturmak için kullanacağımız tabanı yuvarlak genişçe bir kaseye streçle kaplanır. ilk kek parçasına kasenin şekli verilerek tabana yerleştirilir ve halka oluşturulur.çokça çırptığımız kremanın tamamı kubbenin içine dökülür ve diğer kekle kapatılır.
böylece buzkukta bir gece bekletiyoruz.düz yuvarlak bir servis tabağına ters çevrilerek çıkarılır.kremşanti çırpılır ve pastanın her tarafına sürülür.yarım saat daha buzdolabında bekletilir ve artık dilimlenerek servis yapılır:) afiyetle yenir
24 Nisan 2010 Cumartesi
TANTUNİ
Bir Söz
Hz. Enes´den: "Üç şey, ölen kişinin ardından gider: Ailesi, malı ve ameli... Ailesi ve malı ölü kabre konduktan sonra geri döner. Ameli ise, ölen kişiyle birlikte kalır."
[(Buhari - 6514; Müslim - 2960) ]
TANTUNİ MERSİNDE ÇOK SEVİLEREK YENİR.
ÇOK LEZZETLİ OLUR AMA EVDE NE KADAR YAPARSAN YAP DIŞARDAKİNE UYMUYOR:)
MERSİNDE TANTUNİCİ DÜKKANLARINA SIK SIK RASTLARSINIZ.AMA HER YERDE YENMEZ HERKES GÜZEL YAPAMIYOR..
İSTER LAVAŞ EKMEKTE İSTER AÇIK EKMEK(KÜÇÜK BAZLAMA GİBİ) İSTER SOMUN EKMEKTE YİYİN.HEPSİDE LEZZETLİ OLUYOR.
BEN EVDE SOMUN EKMEKLE YAPMAYI TERCİH ETTİM.
MALZEMELER
kuzu biftek
1 adet domates
çeyrek demet maydonoz
3 yemek kaşığı sıvı yağ
1 tatlı kaşığı toz biber
tuz
hazırlanışı
etler küçük ve ince şeritler halinde doğranır( tantuniciler daha güzel doğruyor benimki pek olmadı)
3 yemek kaşığı sıvı yağ saca alınır(tavada da yapılır ben sacı uydun gördüm tantunici sandım kendimi galiba)
etler kavurulmaya başlanır
toz biber ve tuz eklenir kavurmaya devam edilir.
domates küçük küp şeklinde doğranır
maydonozlar irice doğranır( doğranmasada olur)
yarım ekmek ortadan ikiye kesilir sacdaki etin yağına iyice bulanır.domatesler ekmeğin içine koyulur üzerine maydonoz ve en son 3 yemek kaşığı kadar et koyulur afiyetle sıcak sıcak yenir.
yarım ekmeğe yarım domates 3 yemek kaşığı et yeterli oluyor..
yalnız bitaneyle doymuyosunuz haberiniz olsun:)
soğan seviyosanız kuru soğanı yarım ay şeklinde doğrayıp maydonoz ve sumakla karıştırıp domateslerin üzerine ekleyebilirsiniz.
ben çiğ kuru soğan yemediğim için koymuyorum.
bu benim yaptığıma tantuni biftek diyorlar içinde kuyruk yağı olmadığı için
tantuniye kuyruk yağı kouyular onuda minik minik doğruyolar.
tantuniciler eti yağıyla beraber önce haşlıyorlar.benim evde yaptığım en fazl dört kişilik olduğu için haşlamaya gerek duymuyorum...
bu kadar bilgi yeter:) et seviyosanız denemenizi tavsiye ederim.
Etiketler:
YÖRESEL LEZZETLER
23 Nisan 2010 Cuma
KATMER POĞAÇA VE CUMA
HAYIRLI CUMALAR
Kullarını bağışlayan ve onlara cömert olan Allah'tan başka yaratıcı yoktur. Büyük arşın sahibi olan Allah, bütün eksikliklerden uzaktır. Hamd, alemlerin Rabbı olan Allah'adır. Ya Rabbi; senin rahmetini, mağfiretinin büyüklüğünü dilerim. Bütün günahlardan ve kötülüklerden beni koru. Bütün iyiliklere de beni yönelt. Bağışlanmamış günahımı bırakma ya Rabbi! Sıkıntılarımı gider, rızana uygun olan bütün isteklerimi kabul et. Ey merhamet sahibi olan Rabbim......Aminn
ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ SEYYİDİNA MUHAMMED VE SELLİM.
ALEMLERIN RABBINE HAMD-Ü SENALAR OLSUN
KATMER POĞAÇA
KRUVASANI ÇOK SIK YAPARIM AMA ORJİNAL TARİF BUMU BİLMİYORUM.ÇOK LEZZETLİ OLUYOR.
KRUVASAN DİYE YAPTIĞIM KATMERMİŞ MEĞER KANDIRILDIM:)))))
MALZEMELER
2 SU BARDAĞI SÜT
1 SU BARDAĞI SIVI YAĞ
1 PAKET YAŞ MAYA
1 YEMEK KAŞIĞI ŞEKER
1 TATLI KAŞIĞI TUZ
ALABİLDİĞİNCE UN
ARASINA SÜRMEK İÇİN
1 PAKET YUMUŞAK MARGARİN
İÇ HARCI
PEYNİR MAYDONOZ
HAZIRLANIŞI
SÜT SIVI YAĞ YOĞURMA KABINA ALINIR.
MAYA İÇİNE UFALANIR ŞEKER EKLENİP İYİCE KARIŞTIRILARAK MAYANIN ERİMESİ SAĞLANIR.UN VE TUZ ALINARAK YUMUŞAK BİR HAMUR YAPILIR.
HAMUR İKİYE AYRILIR
HER BİR PARÇADAN 10 YADA 11 BEZE YAPILIR.TOPLAMDA 20 22 TANE BEZE OLUYOR
İLK 10 LU GRUP UN YARDIMIYLA PASTA TABAĞI KADAR AÇILIR.
ARALARINA HER TARAFINA YUMUŞAMIŞ MARGARİN SÜRÜLÜR ÖZELLİKLE KENARLARINA MARGARİN İYİCE SÜRÜLÜR.
EN ÜSTE SÜRMÜYORUZ.
ELİMİZLE YAVAŞ YAVAŞ ÜZERLERİNE BASTIRARAK HAMURLARIN BİRBİRİN YAPIŞMASI SAĞLANIR.SONRA OKLAVAYLA YAVAŞ YAVAŞ AÇIYORUZ.60 CM FALAN OLUYOR AÇILINCA .
SİGARA BÖREĞİ SARACAK GİBİ DİLİMLİYORUZ.
İSTENİLEN HARÇ KOYULUR İÇİNE.
PATATESLE DE ÇOK GÜZEL OLUYOR
AMA BEN BU KEZ PEYNİRLİ YAPTIM.
BİRER PARÇA PEYNİR VE BİRER PARÇA MAYDONOZ KOYULUR İÇİNE.
BÜYÜK KENARDAN BAŞLAYARAK YAVAŞÇA SARILIR.
TEPSİYE DİZİLİR
ÜZERİNE YUMURTA SARISI SÜRÜLÜR.SUSAM SERPİLEREK 150 DERECEDE KIZARANA KADAR PİŞİRİLİR.
DÜŞÜK ISIDA PİŞİRMEYİ TERCİH ETTİM YAVAŞ YAVAŞ PİŞİNCE DAHA GÜZEL KABARIYOR.
AFİYET OLSUN.
BUZLUĞA ATIYORUM GENELDE.ÇIKARIP FIRINDA ISITINCA ÇOK LEZZETLİ OLUYOR DURDUKÇA LEZZETLENEN BİR TAT BENCE.
TAVA DA ISITMAYIN TADI BOZULUYOR.
Etiketler:
GÜZEL DİNİM,
POĞAÇALAR
22 Nisan 2010 Perşembe
BENİM USUL PİRİNÇ PİLAVI:)
Bir Söz
Her şeyin bir yolu vardır. Cennetin yolu da ilimdir.
[Hadis-i Şerif (Deylemi).]
pilav yemeyi de yapmayıda çok severim hele pirinç pilavına asla hayır diyemem...
yemek pasta çörek vs asla baştan savma amannnnn karnım doysunda diye yapmam.
severek ve özenerek yaparım genelde.özenmeden baştan savma sırf karnı doysun diye yapanlarada acayip sinir olurum:))))
Siz pilavı nasıl yapıyosunuz bilmiyorum ama ben böyle yapıyorum özene bezene:))))
MALZEMELER
2 SU BARDAĞI PİRİNÇ
3 YEMEK KAŞIĞI ŞEHRİYE
1 SU BARDAĞI NOHUT
2 SU BARDAĞI ET SUYU
1.5 SU BARDAĞI NOHUT SUYU
TUZ KARABİBER SIVI YAĞ
HAZIRLANIŞI
PİRİNÇLER İYİCE YIKANIR.NİŞASTASI GİDENE KADAR
3 YEMEK KAŞIĞI SIVI YAĞDA ŞEHİRYELER KAVURULUR.
PİRİNÇLER EKLENİP SÜREKLİ KARIŞTIRARAK EN AZ 5 DK KAVRULUR YARIM ÇAY KAŞIĞI KARABİBERDE PİRİNÇLERİN ÜZERİNE EKLENİP BİR KAÇ DAKİKA DAHA KAVRULUR .ÜZERİNE ET SUYU NOHUT SUYU VE NOHUTLAR EKLENİP TENCERENİN KAPAĞI KAPATILIR.KAYNAMAYA BAŞLAYINCA OCAĞIN EN KÜÇÜK GÖZÜNDE ALTI KISIK ŞEKİLDE SUYUNU ÇEKENE KADAR PİŞİRİLİR.AFİYET OLSUN.
PİRİNÇLERİ SICAK SUDA ISLATIP YAPMAYI HİÇ DENEMEDİM.NASIL OLUR BİLMİYORUM:)
ŞEHRİYESİZ VE KAVRULMADAN YAPILMIŞ PİLAVI SEVMİYORUM:)
ET SUYUYLA HARİKA OLUYOR
NOHUT SUYUYLA DAHA DA HARİKA OLUYOR
PİRİNÇLERİ KAVURURKEN KARABİBERİDE EKLERİM HARİKA KOKU OLUYOR KAVURURKEN:)
KEK PİŞİRİRKEN FIRININ KAPAĞINI AÇMADIĞIM GİBİ PİLAV PİŞİRİRKENDE TENCERENİN KAPAĞINI AÇMAM:)
ZATEN BU ÖLÇÜDEKİ PİLAV EN FAZLA 15 DK SUYUNU ÇEKİYOR.SUYUNU ÇEKTİKTEN SONRA PİRİNÇLERİN PİŞİP PİŞMEDİĞİNİ KONTROL EDİYORUM PİŞMEMİŞSE SU EKLİYORUM PİŞİRMEYE DEVAM EDİYORUM.
ÇOK PİŞMİŞSE EYVAHHHHHHHH GÜZEL OLMADI PİLAV DİYORUM:)
ÇOK PİŞMİŞ PİLAVI PEK SEVMEMDE:)
ALTINI KAPATTIKTAN SONRA PİLAVI KARIŞTIRIYORUM.
15 DK FALAN DİNLENDİRTEN SONRA SERVİS YAPMAYI TERCİH EDİYORUM.
PİLAV YAPARKEN YUKARDA SAYDIKLARIMA DİKKAT EDİYORUM AKLIMA BUNLAR GELDİ YAZDIM:) VARDIR DAHA BENİM PİLAV HAKKINDA ÖNERİLERİM AMA ŞUAN AKLIMA BUNLAR GELİYOR:)
AY BUGÜN NE KADAR ÇOK KONUŞTUM.
BİR GÜN MAKLUBE TARİFİNİ VERMEK İSTİYORUM KISMET ARTIK ...
20 Nisan 2010 Salı
KURU MEYVELİ KURABİYE
Bir Söz
Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem torunu Hasan´ı (veya Hüseyin´i) öpmüştü. O sırada yanında çölde yaşayan bedevîlerden Akra´ ibni Hâbis vardı: Akra´, "Benim on tane çocuğum var, ama hiç birini öpmedim" dedi. Hz. Peygamber ona hayretle baktıktan sonra şöyle buyurdu: "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz."
[Buhârî, Edeb 18; Müslim, Fezâil 65; Ebû Dâvûd, Edeb 145; Tirmizî, Birr 12. ]
MALZEMELER
1 PAKET ODA ISISINDA MARGARİN
1 ÇAY BARDAĞI SIVI YAĞ
1 ÇAY BARDAĞI ŞEKER
ÇİLEK PORTAKAL ANANAS VİŞNE MUZ KİVİ KURUSU
3 YEMEK KAŞIĞI NİŞASTA
ALABİLDİĞİNCE UN
PUDRA ŞEKERİ
HAZIRLANIŞI
MARGARİN SIVI YAĞ ŞEKER NİŞASTA İYİCE KARIŞTIRILIR.
MEYVELER KÜÇÜK KÜÇÜK DOĞRANIR.EKLENİR.UN AZAR AZAR İLAVE EDİLİP KULAK MEMESİ KIVAMINDA YOĞRULUR.
CEVİZDEN BÜYÜK PARÇALAR ALINIR TEPSİYE DİZİLİR.ÜZERLERİNE BİR İKİ ÇİZİK ATILIR.150 DERECEDE 25 DK PİŞİRİLİR.
ILININCA ÜZERİNE PUDRA ŞEKERİ SERPİLİR.AFİYET OLSUN.
YOLUMUN ÜZERİNDE İKİ TANE AKTAR VAR SIK SIK ALIŞVERİŞ YAPARIM.ÇOĞUNDA YAPMAK ZORUNDA KALIRIM:) KURU MEYVE MERSİNDE PEK BULUNMAZ.AKTARIN BİRİNDE ARA SIRA BULUNUR.YURT DIŞINDAN GELDİĞİ İÇİN PEK BULUNMUYORMUŞ.NE ZAMAN KURU MEYVE GETİRSELER YOLUMU KESERLER RESMEN:) KURU MEYVE GELDİ AL ABLA DİYE:)
BENDE ALIP KIZ KARDEŞİMDEN KURTARABİLDİKLERİMLE KURABİYE YAPARIM GENELDE:)
KURU MEYVELERİ ISLATMADAN KULLANIYORUM KÜÇÜK KÜÇÜK DOĞRAYINCA ISLATMAYA GEREK DUYMUYORUM.
!!!!!!!!!!!!!!EN SEVGİLİ EY SEVGİLİ BİZ SENİ GÖRMEDEN SEVDİK!!!!!!
SEN YOKTUN…
HZ ÂDEM’DEYDİ NURUN
ÖNCE CENNETİ,
SONRA YERYÜZÜNÜ ŞEREFLENDİRDİN.
ÂDEM NURUNA AFFEDİLDİ
ARAFAT BU AFFA ŞÂHİTTİ
SEN YOKTUN
NUH’UN GEMİSİNDEYDİ NURUN…
DALGALAR YERYÜZÜNÜ BOĞARKEN
TAPRAĞIN BAĞRINDAKİ SU
GÖKYÜZÜYLE BULUŞURKEN
VE BU BİR İLAHİ AZAP DERKEN,
ALLAH NURUNU TAŞIDI BİNBİR SEBEPLE
TÛFAN, NURUNU SELAMLADI EDEPLE…
SEN YOKTUN…
HZ.İSMAİL’İN ALNINDAYDI NURUN
İBRAHİMÎ BİR DUA YÜKSELDİ KİMSESİZ ÇÖLLERDEN
“RABBİMİZ” DEDİ,
“ONLARA KENDİ İÇLERİNDEN
SENİN AYETLERİNİ OKUYACAK
KİTAP VE HİKMETİ ÖĞRETECEK ONLARA,
ONLARI TEMİZLEYECEK BİR ELÇİ GÖNDER,
AMİN DEDİ ON SEKİZ BİN ÂLEM
NURUNLA AYDINLANAN MİNİCİK ELLERİNİ SEMAYA KALDIRARAK
AMİN DEDİ İSMAİL.
HİRA NUR DAĞI AMİN DİYEREK AYAĞA KALKTI
MEDİNE’DEN ADI UHUD OLAN BİR AMİN YANKILANDI SEVR DAĞINDA.
SEN YOKTUN…
HZ.İSA “AHMED” DİYE MUŞTULADI SENİ
ALEMLERİN EFENDİSİ DİYE SANA SESLENDİ.
ARTIK BEN SİZİNLE ÇOK SÖYLEŞMEM, DEDİ HAVARİLERİNE..
ÇÜNKÜ BU ÂLEMİN REİSİ GELİYOR…
BEKLEYİN AHMED GELİYOR.
KAİNATA RAHMET GELİYOR.
HAVARİLERİN YÜZÜNÜ OKŞAYAN,
ÖLÜLERİ DİRİLTEN BİR NEFES OLDUN
AMA SEN YOKTUN…
SEN YOKTUN.
HZ. ABDULLAH’IN ALNINDAYDI NURUN
BAŞI EĞİK GEZERDİ MAZLUM
KUTEYLE GÖKLERDEN SENİ SORARDI
VARAKA SENİ ARARDI SEMADA
ANNELER KIZ ÇOCUKLARINI HEP AĞLAYARAK SEVDİLER.
AĞLAYARAK SÜSLEDİLER ÖLÜME…
AĞLAYARAK HADİ DAYINA GİDİYORSUN DEDİLER.
SEN YOKKEN,
CANLI CANLI TOPRAĞA GÖMÜLMENİN ADIYDI DAYIYA GİTMEK.
ANNE YÜREĞİNİN ÇILDIRTAN ÇARESİZLİĞİYDİ.
VE YAVRUSUNUN ÖLÜME GİDİŞİNİ SEYRETMESİYDİ…
EN SON ÇOCUK ATILIRKEN ÇUKURA
ANNESİNİN SURETİNDE BİR MELEK TUTTU ONU
VE TEBESSÜM EDEREK HİRA NUR DAĞINI GÖSTERDİ.
MELEKLER SÜSLÜYORDU HİRÂYI.
EFENDİSİNE HAZIRLANIYORDU CEBEL-İ NUR,
EFENDİSİNE HAZIRLANIYORDU MEKKE.
ÂLEM EFENDİSİNE HAZIRLANIYORDU
KAİNATIN GÖZÜ HZ. AMİNEDEYDİ.
TOPRAK YALVARIYORDU RABBİNE,
ALLAHIM GÖNDER ARTIK DİYORDU.
GEL DİYE AĞLIYORDU MAZLUMLAR, GÖZLERİ SEMADA
VE BİR GELİŞİN VARDI YA RASULALLAH,
BİR İNİŞİN VARDI YER YÜZÜNE…
ÖNÜNDE CEBRAİL!
ARDINDA YALIN KILIÇ MELEKLER!
YETİMLER EN HUZURLU GECEYİ GEÇİRDİ BELKİ DE
ÖKSÜZLER ANNELERİNE SARILDI DOYA DOYA.
SONRA BİR SESSİZLİK KAPLADI SEHER VAKTİNİ.
HERŞEY SUS PUS OLMUŞTU.
HADİ DİYORDU YILDIZLAR, HADİ DİYORDU AY!
KAİNAT BİR İSİM DUYMAK İSTİYORDU.
VE BİR SES YÜKSELDİ ÂMİNE’NİN EVİNDEN;
MUHAMMED!
KARANLIKLAR AYDINLIĞA BIRAKTI YERİNİ.
MUHAMMED!
MELEKLER ÖPTÜ O NURDAN ELLERİNİ.
MUHAMMED!
SENİ YARATAN ALLAH’A KURBÂNIZ EY DÜRRİ YEKTA!
SANA O ADI VEREN RAHMANA KURBANIZ
ARTIK SEN VARDIN
SUSUZ TOPRAKLARA RAHMET İNDİ SENİNLE
ANNENDEN SONRA ANNE HALİME SEVİNDİ SENİNLE
YAĞMURA MI İHTİYAÇ VAR?
KALDIR ŞEHADET PARMAĞINI,
YAĞMURLARI SALSIN ALLAH.
SONRA TUT AĞACIN YAPRAĞINI,
KÖKLERİNİ ÇIKARTTIRIP YANINDA YÜRÜTSÜN ALLAH.
YETERKİ SEN İSTE,
SEN İSTE YARASULALLAH
DEKİ BEN KİMİM?
DAĞLAR, TAŞLAR DİLE GELSİN,
DİLSİZ ÇOCUKLAR ELLERİNDEN TUTUP,
ENTE RASULULLAH DESİN.
SEN VARDIN
BEDİR KÂRDI,
UHUT DARDI
HENDEK YÂRDI.
YİĞİTLERİN VARDI.
ÖLMEK İÇİN YARIŞAN YİĞİTLER…
HELE BİR ENESİN VARDI SENİN.
ENES BİN MALİK…
UHUT’TA ÖLDÜĞÜNÜ DUYUNCA ARKADAŞLARINA,
NİYE BURADA OTURUYORSUNUZ DİYE SORMUŞTU.
ONLAR DA
“ALLAH’IN RASULÜ ÖLDÜRÜLMÜŞ DEYİNCE
ENES KÜKREMİŞ:
“ PEKİ O ÖLDÜKTEN SONRA YAŞAYIP DA NE YAPACAKSINIZ?
KALKIN VE O’NUN GİBİ ÖLÜN! DEMİŞTİ.
VE SAVAŞIN EN YOĞUN OLDUĞU YERDE ŞEHİT DÜŞMÜŞTÜ.
HEM DE NE ŞEHİT EY NEBİ!
VÜCUDU YARALARDAN TANINMAZ HALDEYDİ.
KIZKARDEŞİ ANCAK PARMAKLARINDAN TANIDI ONU…
MUSAB BİN UMEYR’İN VARDI SENİN.
UHUT’TA SANCAĞINI TAŞIYAN.
ÖYLE BİR AŞKLA SANA BAĞLIYDI Kİ
ALLAH O GÜN MELEKLERİ MUSAB’IN SURETİNDE İNDİRDİ.
EBU HUREYREN VARDI…
ACIKINCA MESCİDİN ÖNÜNDE DURUR SANA BAKARDI.
SEN ANLARDIN,
YA EBÂHİR GEL! DERDİN.
VE SEN GİTTİN…
BİR GİDİŞLE GİTTİN
ARDINDA HÜZNÜN KALDI.
HASRETİN KALDI GÖKLERDE.
BİLAL EZAN OKUYAMAZ OLDU
NE ZAMAN TEŞEBBÜS ETSE
MUHAMMED RASULULLAH DEMEYE
DİZLERİ ÜSTÜNE ÇÖKER, KENDİNDEN GEÇERDİ.
SONRA GÜNLER AY,
AYLAR YIL OLDU.
VE ASIRLAR OLDU
SENSİZLİĞE AÇTIK GÖZLERİMİZİ.
AMA SEN BIRAKMAZSIN BİZİ.
SEN VARSIN EY ŞEHİTLERİN SULTANI
SEN VARSIN!
BİR ŞEHİT BİLE ÖLMEZKEN
SANA NASIL YOK DERİZ.
EBUTALİP ŞAMA GİDERKEN DEVESİNİN ÖNÜNE GEÇİP
BENİ BURDA KİME BIRAKIP GİDİYORSUN DEMİŞTİN.
NE ANAM VAR NE BABAM…
EBUTALİP BIRAKMAMIŞTI BU YÜZDEN .
SENSİZLİĞİN IZDIRABIYLA İNLEYEN ÜMMETİNİ KİME BIRAKIP GİDİYORSUN YA RASÛLALLAH!
BIRAKMA BİZİ Kİ; ALLAH;
SEN ONLARIN İÇİNDEYKEN ONLARA AZAB EDECEK DEĞİLİZ BUYURUYOR.
BIRAKMA BİZİ!
HAYATI SENİNLE ÖĞRETTİ RAHMAN.
KULLUĞU SENİNLE TANIDIK.
DUAYI SENDEN ÖĞRENDİK SEVGİLİ!
HZ ÖMER UMRE İÇİN SENDEN İZİN İSTEYİNCE,
“KARDEŞCİK” DEDİN ONA,
KARDEŞCİK, DUANDA BANA DA YER AYIRIR MISIN?
BİZLER ÖMER DEĞİLİZ AMA
BÜTÜN DUALARIMIZ SENİN İÇİN
EY RABBİMİZ!
RASULÜNÜ ANIŞIMIZDAN HABERDAR ET!
O’NA BİNLER SALAT, BİNLER SELAM!
HABİBİNE MAKAM-I MAHMUT’U VER
O’NA VESİLEYİ LUTFET.
O’NU REFİK-İ ÂLÂYA YÜKSELT
BİZİ DE AFFET
O’NUN HATRINA AFFET
ZATININ HATRINA AFFET
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
